Ben de Feministim Ama…

Konuşmaya bu cümleyle başlayan insanlardansanız korkmayın ve kaçmayın çünkü aslında bu yazı en çok da size hitap ediyor. Neden mi? Son zamanlarda gerek moda çevrelerinde gerek ünlüler dünyasında gerekse bizim gibi naçizane fikrini ifade etmeye çalışan kadınlar arasında artık sıkça bahsedilen bir konu var. Davullar çalmaya başladıysa cevabı söylüyorum; konumuz kadının gücü.

Aslında gönül isterdi ki en başından böyle bir konu gündemimiz olmasın. Kadın erkek eşitliği çoktan sağlanmış, patriarka yıkılmış, eril dil kullananların diline biber sürülmüş. Hey hat yine buradayız ve bir şekilde sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Biliyorum ‘feminizm kocayı bulana kadar’ gibi çirkin cümlelerden hepimize gına geldi ve bunu söyleyenlere cevap bile verme gereği hissetmiyoruz. Yine de konuşulacak şeyler var.

Moda ve ünlü dünyasındaki bu ‘dünyayı kim yönetiyor tabi ki biz kadınlar vuhuuu’ naralarına eşlik etmeden ve elimize bir pankart alıp Chanel sokaklarında salınmadan önce ben neyi savunduğumuzun bilincinde olmamız gerektiğini düşünüyorum. Feminizm; bize her zaman öyle dayatıldığı için olumsuz olarak algılansa da, savunduğu kadın erkek eşitliği, toplumsal cinsiyet rollerinden arınmak isteğidir. Her zaman toplum tarafından değersiz görülen biz kadınların da erkeklerin de feminizmin ne olduğunu anlaması ve bunu kabullenmesi gerekiyor. Toplumsal cinsiyet de nedir? diyorsanız eğer ‘yemeği kadın yapar, işe erkek gider’ gibi farkında olmadan küçük yaştan beri öğrenerek büyütüldüğümüz bazı normlardır diyebiliriz. Ama böyle geldi diye böyle devam etmek zorunda değil elbette. Artık toplumun ve kadınların yavaş yavaş bilinçlendiği bu zamanlarda kimse kadın olduğu için yemek ve ev işi yapmak zorunda değil. Ben bütün bu işleri erkekler yapsın demiyorum (keşke bunca yılın acısını çıkartabilmek adına yapsalar). Olay sadece şundan ibaret: feminizm erkek düşmanlığı değildir, feminizm sadece onlarla aynı haklara sahip olmak adına uğraşan kadınların mücadelesidir.

Girls Just Wanna Have Fundamental Human Rıghts 

Feminizmin’in TDK sözlükteki tanımı toplumda kadının haklarını çoğaltma, erkeğinkiler düzeyine çıkarma, eşitlik sağlama amacını güden düşünce akımı, kadın hareketi. Konuya burdan yani kadın hareketlerinden devam edersek bu hareketi destekleyen ve ilham veren kadınlardan biraz bahsetmek yerinde olacak. Ben olayın biraz daha magazinsel ve modayla ilgili kısmına göz attım yoksa listeye girmesi gereken pek çok kadın var ve konu daha da geniş bir konu. 2014 yılında moda ve ünlüler dünyasındaadı feministe çıkmış kadınlar tam listesi için buyrun burdan:

1-Dünyayı kim yönetiyor? Tabii ki kızlar!

Beyoncé bu ‘girl power’ hareketinin yılmaz savunucusu ve en öne çıkan yüzü. Bu bir pazarlama taktiği mi yoksa gerçekten Beyoncé azılı bir feminist mi tartışmaya açık bir konu. Bunca gaza getiren şarkısının yanında ‘eğer beğendiysen yüzük tak’ konulu şarkın da hala beynimizin bir köşesinde unutmadık Beyoncé! Konuya en güllük gülistanlık tarafından bakacak olursam Beyoncé’nin amacı ne olursa olsun bu hareketi gündeme getiriyor olması her koşulda bizler için bir artı. 34 beden vücut güzeldir algısına karşı duran dolgun hatlarıyla sahnede salınan bir Beyoncé işime geliyor doğrusu. Dünya turunun Londra ayağında Who Run The World şarkısının açılışında dev bir ekrandan yayınladığı Feminist Manifesto’suna da bakmanızı şiddetle öneriyorum.

 

tumblr_nav6z3G2Kr1sd86i0o1_1280

2-Célıne Kadını Phoebe Phılo

Céline’in başına gelen en güzel şeylerden biri şüphesiz Phoebe Philo. Philo geldiği günden beri pek çok adım attı ve bu adımların hepsini de hayranlıkla izledik. Kafamızda artık trendleri çok da umursamayan, minimal, gardırobunda olması gerekenlerin peşine düşen makyajsız, fresh bir Céline kadını canlanıyor. Yani aslında hepimizin olmak istediği özgür kadın. Aslında erkek egemen moda sektöründe tutunan her kadın feminizme katkıda bulunmuş oluyor.

 

gallery_nrm_1420846300-joan_didion_celine_ad_crop

3- Girls dizisi ve Lena Dunham

Girls’ün ilk 2 sezonunu izledim. Alıştığım dizilere pek benzemiyordu. Lena Dunham dizinin senaristi, prodüktörü ve başrolü. Lena’yı şahsen çok sevmiyorum ama bunun sebebi internette çoğu yerde gördüğüm ‘şişko ama sürekli çıplak’ tepkileri değil. Bence şimdiye kadar çoktan yapılması gereken diziyi yapıyor ve bunun için bile takdir edilmeli.  Kabul edelim ne kadar bunun dışına çıkmaya da çalışsalar çoğu dizide kadınlar zayıf ve kusursuz. Girls’te hoşuma giden başroldeki kadınların hepsinin bize benzemesiydi. Dizilerde her zaman gördüğümüz ve aslında gıpta ettiğimiz mükemmel hayatları yok. Herkes gayet gerçek. Fazla kiloları var makyajsızlar, bizim gibi giyinip, bizim gibi hissediyorlar. Genç yetişkinler olarak insan ilişkilerindeki zorluğu, iş hayatındaki yükseliş ve düşüşleri, kötü ruh hallerini, aşk ilişkilerindeki çıkmazları çok güzel anlatıyorlar. İzlerken mutlaka bunu ben de yaşadım diyebileceğiniz bir sahneyle karşılaşıyorsunuz, mutlaka izleyin derim.

girls_season_2

 

4-Ötekilerin Yılmaz Savunucusu Emma Watson

Kim derdi ki canımız küçük Hermonie’miz Hogwarts’tan mezun olup bir kuğuya dönüşecek ve hemcinslerinin haklarını savunmaya başlayacak. Harry Potter bittiğinden beri şahsen Emma Watson’ın diğer işlerini izlemeyi kararlı bir şekilde reddettim. O benim için her zaman çocukluğumdan beri sevdiğim, arada sinir olduğum sihirli kız kankam Hermonie’ydi. Ev Cinleri’nin haklarını savunmak kendisine yetmemiş olacak ki Birleşmiş Milletler iyi niyet elçisi olarak geçtiğimiz günlerde kadın erkek eşitliği hakkında çok güzel bir konuşma yaptı. HeforShe kampanyasını da başlatan Emma’yı takdir ediyor ve bu konuda yapacağı diğer çalışmaları bekliyorum.

 

Emma Watson He for She event

 

5-Tına Fey ve Amy Poehler İkilisi

“George Clooney bu sene Amal Alamuddin ile evlendi. Amal, bir insan hakları avukatı. Enron davasında çalıştı, Suriye meselesinde Kofi Annan’a danışmanlık yaptı, Gazze şeridindeki savaş hukuku ihlallerini inceleyen üç kişilik BM komisyonuna seçildi. Dolayısıyla bu gece kocası hayat boyu başarı ödülü alıyor.”

Fey ve Poehler’in bu 3. ve maalesef ki son Altın Küre sunumuydu. George Clooney’i için yaptıkları ödül davet konuşmaları hala gündemde ve çokça konuşuldu. Bireysel porojelerinde takip edip sevdiğim çok da güldüğüm iki insan Fey ve Poehler. İkisinin de feminist olmaları onları sevmemiz için en önemli nedenlerden tabi ki. İki kadın komedyenin ‘aslında kadınların da erkekler kadar komik olabileceğini’ kanıtladıkları Altın Küre Ödül Töreni’ni -fazla realistik olmayan bir düşünceyle- diliyorum bundan sonra hep kadınlar sunar.

Kişisel reklam için olsun olmasın bu tür kadın hareketlerinin çoğalması güzel ve umuyorum büyüyerek devamı gelir. ‘Ben de feministim ama benim feminist arkadaşlarım da var’ gibi cümleleri duyduğunuz an ortamdan koşarak uzaklaşmanızı tavsiye ediyor ‘Kadınlar için kadınlara ve erkeklere rağmen’ savaşmaya devam diyorum.

hunger games

 

Merve Gülbayrak

 

 

 

 

Yorum yok

No comments yet. İlk yorumu siz yapın.

YORUM YAZ

  1. Biraz sinir bozucu bir karakter de olsa Hannah’nın hayatında olup bitenler çoğumuzunkiyle çok benzer

önceki12 / 27
sonraki14 / 27