Müzik Festivali mi? Moda Haftası mı?

Yıllardır sorulan ve cevabı her zaman net olmayan o yegane, en eski soruyla güne başladım. ‘Bugün ne giyecektim?’. Kıyafetlerim konusunda genelde pervasız ve çabasız olan ben bile o çabasızlık içerisinde genellikle bir uyum isterim. Asla üç ayrı rengi bir arada giymem ya da ayakkabımın mutlaka giydiklerimle az da olsa uyumlu olması gerekir gibi. Bunun için sanılanın aksine saatlerimi harcamıyorum. Sabah alarm çaldığında ilk 5 dakika kafamda bir kombin oluşturur genelde onu giyer çıkarım. Uzun tatillerde bile bavul hazırlığını son ana bırakan bir insan olarak bir akşam önceden giyeceği şeyi hazırlayan biri asla olmadım. Hadi şimdi kendime karşı dürüst olayım asla öyle bir insan olamayacağım. Hem bazen farklı renkte ve desende çoraplar giymek eğlenceli olabiliyor siz de deneyin derim.

Geçenlerde işe her gün aynı kıyafetle giden bir kadın haberi görüp okuduğumda bu düşünceler kafama üşüştü. Hayatımızın acaba ne kadarını giyeceğimiz şeyleri planlayarak geçiriyorduk? Okul hayatım boyunca üniformayı can-ı gönülden destekledim hala da destekliyorum. Keşke işe de üniforma ile gelebilsek. Özel günlerde bile kıyafetlerini son anda hazırlayan biri olarak ben, bu tarz hazırlıkları gereksiz buluyorum. Hatta bir yere giderken ilk hazırlanan ve kapının önünde arkadaşını darlayan rolünde olurum.

Sosyal medyada paylaştıklarımız kadar ‘var olduğumuz’ şu günlerde düşünüyorum. Acaba artık bizi tanımlayan şeyler giydiklerimiz ve satın aldıklarımız mı? Eskiden belki de görgüsüzlük diyebileceğimiz şeyler –satın aldığımız bir şeyi sosyal medyada paylaşmak- neden günlük hayatımızdan bir parçaymış gibi olmaya başladı? Zaten her zaman söylerim. Fazla sosyal medya bütün kötülüklerin anası. Hem gereksiz bir ego pompalıyor, hem de asla insanları oldukları gibi göremiyorsun.

Bu düşüncelerle tumblr’da, Instagram’da dolaşırken Coachellla fotoğrafları ve haberleri akmaya başladı. Festivalleri severim. Mümkün olduğunca İstanbul’da düzenlenenlere katılım göstermeye de çalışırım. Festivale giderken giydiğim şeyler için kriterlerim:

1-yerlerde otururken bir yerlerimin açılmasına mahal vermemeleri,

2-sıcaktan bunalmayacağım incelikte olmaları,

3-rahat olmaları.

2012-06-23-0617

Benim Arctic Monkeys’in arz-ı endam ettiği festivalde giydiklerim bunlardı. Çok da rahat hareket ettim akşam da üstüme bir gömlek ve yağmurluk aldım çünkü akşam dev bir soğuk oluyor. 

Bir kadın olarak bizden beklenilenin çok büyük boyutta olduğunun farkındayım. Her zaman ve her koşulda bizler güzel giyinmek, bakımlı olmak durumundaydık. Bu içimizden gelen bir şey değildi aslında. Eyeliner sürmediğim bir gün kendimi çirkin hissettiğimde bu konu içime oturdu. Biz artık o kadar şartlanmıştık ki makyajsız kendimizi beğenmez olmuştuk. Sonra her gün makyaj yapmayı bıraktım tabii. Siz de deneyin birkaç güne alışırsınız. ‘aa hasta mısın solgunsun’ yorumlarına hazır olun. Özellikle de dişlerini fırçalamaya bile üşenen erkek güruhlarından.

Yalnız havalar ısınmaya başladıkça ‘festival modası’ adı altında birçok mail aldığımı fark ettim. Bu mailer çadırda soğukta uyumaya çalışırken üstüste giydiğim 3 sweatshirtten bahsediyor gibi görünmüyorlardı. İşlemeli üstleri ve olmazsa olmaz jean şortlarıyla saçları çiçekli ve allahın emri 34 beden kızlar yine çok güzel görünüyorlardı. Tozun toprağın içinde bile tarzlarından ödün vermemişlerdi.

Yabancı basında bu ‘festival modası’ endüstrisi hep Coachella üzerinden yürüyor. Az çok herkes haberdardır. Bütün ünlülerin sekiz ay öncesinden hazırlanmış gibi giyinip geldikleri festivalden. Hayır zaten Oskar ödüllerine hazırlanırken günlerce yemek yemeyen bünyelerini müzik festivalleri için de harap ediyorlar üzülüyorum. Benim söylemek istediğim bu ‘festival modası’ yalanının sessiz ve derinden bilinç altımıza işleniyor oluşu. Moda sektörü sanki yeterince para harcatmıyormuşçasına her özel etkinliği para kapısına çevirme peşinde. Bu yüzdendir ki festival modası diye koleksiyon hazırlıyorlar. Yakında kabotaj bayramı için bile bir kapsül koleksiyon hazırlayacak olan H&m’i buradan selamlıyoruz! Neyse siz de mutlaka görmüşsünüzdür Rock’n Coke, One Love gibi festivallerde inanılmaz hazırlıklı kızlarımızı. Bu yalana alet olmayalım arkadaşlar. Bakın şimdi evden çıkması, istanbul kart parası, akşam dönüş için mutlaka taksi e bir de orada yemesi içmesi… Hem siz daha yeni bir adet mums jean almamış mıydınız?

Yeri geldiğinde tuvaletimizi yapacak temiz yer bulamadığımız bu tür etkinliklerde bence öncelik kişisel hijyen ve rahatlık olmalı. Bir de arada telefonlarımızdan kafamızı kaldırıp, dedikodu yapmaya ara verip asıl amacımız olan müzik dinlemek, güzel vakit geçirmek gibi şeylere de dikkat edersek ne güzel olur. Anlatmaya çalıştığım bu festivaller çok büyük paralar almıyorsanız biletleriyle bile bünyeleri zora sokan etkinlikler. Bir de günler öncesinden ‘Ne giyeceğim?’ telaşına kapılıp ekstra kıyafete para harcamayın. Şort, tişört bu tarz etkinliklerde her zaman kurtarıcı oluyor. Pantolon sıcakta yapışabiliyor, elbise ve eteklerle de oturması zor. Akşam saatleri için uzun kollu bir üst ya da ceketi de sırt çantanıza sıkıştırın. Güneş koruyucu losyon ve gözlükle işte festival modası! Kıyafetten tasarruf elinize kalan paranın yeri de belli. Malum festival alanlarında yiyecek içecek pahalı olur. Yeni bir crop top yerine 50’lik bira fikri bana daha cazip geliyor demedi demeyin.

  1. Kızlar nerelerdesiniz? Hilton kardeşler meydanı boş bırakınca Kardashian’lara kaldık. Zaten Paris Hilton da artık o kadar da şöhret olmaması sebebiyle bunalımdaymış. Allah başka dert vermesin diyorum.

Hazırlayan: Merve Gülbayrak

Yorum yok

No comments yet. İlk yorumu siz yapın.

YORUM YAZ

  1. 3 yıldır her gün işe aynı kıyafetle giden sanat yönetmeni Mathilda Kahl’ı doğrusu biraz kıskandım. Sabahları kafamı en çok meşhul eden probleme çok güzel bir çözüm bulmuş.

  2. Galiba kapıda ‘süet parça giymeyen giremez’ yazıyormuş. Gigi Hadid dahil olmak üzere neredeyse herkesin üzerinde bir süet parça var

  3. Festival blogger’sız olur mu? Chiara da allahın emri dercesine süet eteğini çekmiş gelmiş.

  4. İtici kız kardeşlerde bu hafta ve hafta Kardashian’lar var. Neyseki artık internetten kendilerini bloklayabileceğimiz bir sistem geliyormuş. Umarım iki seneye ailecek unutulurlar.

önceki14 / 24
sonraki16 / 24